10 Kasım 2011 Perşembe

INTERSECT | KESİŞEN _ IABA 2011 ULUSLARARASI MIMARLIK BIENALI | INTERNATIONAL ARCHITECTURE BIENNIAL ANTALYA


PIN-LAB | Project International Architectural Research Lab

Salih küçüktuna, Fikret Sungay, Güvenç Topçuoğlu

INTERSECT | KESİŞEN 2011

INTERSECT / KESİŞEN; binlerce yılda şekillenmiş ve günümüzde hızlı bir dönüşüme uğrayan toplum belleğinin mimari ölçekte yansıması şeklinde özetlenebilir. Hızlı bir dönüşüm geçiren sosyal yaşamın dinamikliği, algı ve cevap verme hızının görece olarak değişmesi, farklı ölçekte yeniden üretildiğinde ortaya çıkacak kesişmenin deneyim boyutu projenin tasarım kriterlerini oluşturmaktadır. Dijital tasarım enstrümanları ile alternatif-deneysel tasarım üretimi metodlarının birbirine kusursuz entegrasyonu tasarım sürecini üründen öte bir performansa dönüştürmüştür.

Site
Analizler | Research

Sosyal yaşamın dinamikleri, geleneksel mimari, tarihi doku, iklim, coğrafya, çok kültürlü ve çok katmanlı yapı ve daha pek çok parametre ile şekillenmiş olan Antalya kale içi bölgesinin organik-dinamik dokusundan referanslarla üretilen INTERSECT / KESİŞEN, Tektonik yapısı ve topolojisi, ölçeği , geometrisindeki dinamik yapı ve malzeme bileşenlerinin birbirine entegrasyonundan meydana gelen bütünleşik mimari formu ile günümüz ile organik tarihi sokak yapısı ve insan algısı üçgeni içinde bir kesişme noktasında durmaktadır. Yerleştirmenin bulunduğu lokasyondaki tarihi, kültürel, sosyal, çevresel referansların vektörlere dönüşerek plan düzleminde şekillendirdiği INTERSECT | KESİŞEN , aynı anda yavaş yavaş zamandan bağımsızlaşan içinde yaşadığımız veya ürettiğimiz çok katmanlı mimarlığın farkındalığının arttırılmasına katkı sağlamayı ve kendi ölçeği ile mevcut sokak ölçeği perspektifleriyle arasında karşılaştırmalı bir fiziksel mekan deneyimi yaşatmayı da amaçlamaktadır.

3D Görseller | Renderings

Maket | Model , 3d Print


Uygulama | Construction

Fotograflar | Photos _ Salih Kucuktuna




Augmented Structures Workshop | Alper Derinbogaz & Salih Kucuktuna & Hayrettin Gunc | IABA Antalya

Final Project | Photography _ Salih Kucuktuna
Component Systems | Design and Development Phase

MEDIABA.doc Atölyesine | Burak Topçuoğlu, Emre Dirağ, Aslı Candan |

Video icin tesekkurler


4 Kasım 2011 Cuma

Amber’11 Sanat ve Teknoloji Festivali “ÖTEKİ EKOLOJİ” 4-13 Kasım 2011



Uluslararası "amber Sanat ve Teknoloji Festivali" 4-13 Kasım 2011 tarihlerinde beşinci yaşını kutlayacak. Bu sene Anadolu Üniversitesi ve Beyoğlu Belediyesi ortaklığı ile yapılan amberFestival, sanatla yeni teknolojilerin kesişiminde sergilere, atölye çalışmalarına, sanatçı sunumlarına ve seminerlere yer verecek.
amberFestivalin bu seneki teması "Öteki Ekoloji". İnsanın doğal ve yapay çevresiyle kurduğu hert rl ilişkiye, yarattığı yaşam alanları ve yaşam biçimlerine yeniden bakmayı öneren amberFestival bugünden daha iyi bir yaşam için "Öteki Ekoloji"nin ne olacağını, sanat ve teknolojinin kesişiminde sorguluyor.

Daha fazla bilgi için:
Ekmel Ertan - Festival Sanat Direktör ekmel@amberplatform.org
Özlem Alkış - Festival Direktör ozlem@amberplatform.org
Tel: +90 212 243 2204

3 Ekim 2011 Pazartesi

Mimaride Görünmeyen: Çağdaş Türk Mimarisinde Görselleştirme Sergisi 3-9 Ekim İzmir


Pin-Lab | Project International Architectural Research Lab


Türkiye'de faaliyet gösteren mimarların plan, eskiz, fotoğraf, maket gibi çeşitli mimarlık görselleştirme çalışmalarını bir araya getiren konsept sergi, Mimarlar Odası İzmir Şubesi işbirliğiyle İzmir'de sergileniyor.
Türkiye'de çalışan birçok önemli mimarın eserleri arasında çeşitli maketler, çizimler, fotoğraflar, baskılar ve eskizler ilk kez bir sergide bir araya getiriliyor. Mimari Teorisyen ve küratör Gökhan Karakuş tarafından, yeni mimarlık sergi konseptiyle organize edilen, önemli fakat fazla bilinmeyen çeşitli mimarlık görselleştirme çalışmaları, İzmir Mimarlar Odası işbirliğiyle İzmirlilerle buluşuyor. Kaya Arıkoğlu tarafından tasarlanan İzmir Limanı Yarışma projesinin el çizimi, Ishtiaq Rafiuddin ve Henrik Schulte tarafından Taksim meydanının altına yapılması planlanan bina hakkındaki ütopik teklif, Cem Kozar ve Işıl Ünal'ın İstanbul'un artık var olmayan tarihi yapılarını içeren Hayal-et Yapılar projesinin dijital görselleri, gibi mimarların Türkiye için geliştirdiği çeşitli projeler sergilenen eserler arasında yer alıyor.Öncelikle mimarlığı toplumun geneline göstermeyi ve mimarlığın nasıl bir sanat olduğunu anlatmayı amaçlayan sergi, 3-9 Ekim, 2011 tarihleri arasında, İzmir Fransız Kültür Merkezi'nde gerçekleştiriliyor.

24 Ağustos 2011 Çarşamba

IstanbulSMD KONFERANSLARI 2 | CATALHOYUK- DUNYANIN İLK KENTİ @ YEM

İstanbul Serbest Mimarlar Derneği tarafından Seranit Ana Sponsorluğu'nda gerçekleşen Mimarlığın Kökenleri toplantı dizisinin ikincisinin konusu Çatalhöyük. M.Ö. 7400-6000 yıllarında yaşamını sürdürmüş dünyanın ilk kenti Çatalhöyük hakkında kazı başkanı arkeolog Ian Hodder etkileyici bir sunum yapacak.

On binlerce yıl yalnızca bir tüketici olarak yaşayan, yani yabani meyveleri devşiren, bitki köklerini çıkarıp yiyen, vahşi hayvanları avlayan insan, yaklaşık 10 bin yıl önce ilk kez yerleşik yaşama geçti. O aşamaya gelinceye kadar üretim faaliyeti yalnızca av aletleri yapmak ve avladığı hayvanların postundan giyecek yapmakla sınırlıydı. Yabani bitkileri ehlileştirip ekmeye başladığı ve yabani hayvanları evcilleştirip emri altına aldığı için mi yerleşik yaşama geçtiği, yoksa yerleşik yaşama geçtiği için mi bütün bunları yaptığı henüz tam olarak açıklanamıyor. Bilinen tek şey, bu ikisinin yani ehlileştirme ve evcilleştirme olayı ile yerleşik yaşama geçişin birbiriyle bağıntılı olduğu. Böylece insan ilk kez yalnızca tüketici olmaktan çıkarak, tüketiciliğinin yanı sıra üreticiliğe de adım atmış oldu. Bir başka deyişle, daha önceden yalnızca tabiatın sunduklarını tüketirken, bu değişimle birlikte tabiatın üretimine de katkıda bulunmaya başladı. Bu büyük değişime 'neolitik devrim' adı veriliyor.
1958 yılında İngiliz arkeolog James Mellaart tarafından keşfedilmiş olan Çatalhöyük'ün önemi de buradan geliyor. Dünyada neolitik devrim denilen yerleşik yaşama geçişin başladığı ilk yerlerden birisi olan Çatalhöyük, Konya'nın 60 kilometre kadar güneydoğusunda, Çumra ilçesinde yer alıyor. Geçmişi 9 bin yıl öncesine dayanıyor. Kent, eski evlerin terk edilip doldurulması ve üzerlerine yeni evler inşa edilmesiyle birçok kez yeniden kurulmak suretiyle M.Ö. 7400-6000 yıllarında yaşamını sürdürmüş. Bu süre içinde kentte yeniden inşa sonucu tam 18 iskân tabakası oluşmuş. Çatalhöyük'ün benzerleri olmakla birlikte, bu büyüklükte bir yerleşim yeri daha bulunmuş değil. Şimdiye kadar kazılarda bulunan en eski kumaş, en eski ayna, en eski tahta kâse Çatalhöyük'te bulunduğu için burasının en eski yerleşim yerlerinden birisi olduğu tartışmasız olarak ortaya çıkıyor.
Çatalhöyük adı, farklı yükseklikte ve çatalı andıran iki tepeden oluşan bir höyük görünümünde olmasından kaynaklanıyor.


Çatalhöyük kazısını İngiliz arkeolog Ian Hodder başkanlığında uluslararası bir heyet yürütüyor. Dünyada öylesine büyük ilgi topluyor ki kazıya katılanların sayısı her geçen yıl daha da artıyor. Geçen yıl 13 ülkeden 120 kişi katılmıştı kazıya. Yeni bulgularla zenginleşen kazı faaliyeti dünyada gerçek bir ilgi odağı haline gelmiş durumda. Meraklıları her yıl yeni bulguların neler getireceğini bekliyor.