27 Aralık 2012 Perşembe

SCI-Arc Gehry Prize 2012 - Phantom Geometry - Kyle & Liz Von Hasseln/Advisors: Peter Testa & Devyn Weiser

The 2012 SCI-Arc Gehry Prize-winning thesis project is about a way of making, a way of using information.
In the authors' own words: "We are developing a system of moving streaming information through space, in the form of light, to generate material form. This system is a full-scale, generative fabrication process that is innately non-linear, is interruptible and corruptible at any time, and does not rely on periodic flattening to 2D. Light is the medium for data in our system. There resident data can be drawn through physical space, at full scale, to generate a photographic artifact, or to instantiate material form through the selective polymerization of proximal photo-responsive resin. This thesis, then, begins to investigate a design paradigm centered on the material reification of light. That paradigm questions the supremacy of the digital model, and the static flattening and stacking logics inherent to typical fabrication workflows. It is part of a conversation about representation, about the role of the designer, and about the way we make."


Still from Phantom Geometry video by Kyle & Liz Von Hasseln

Husband-and-wife team, and 2012 SCI-Arc graduates, Liz and Kyle von Hasseln are the recipients of the inaugural Gehry Prize. The couple was recently presented with the prize for their outstanding masters thesis Phantom Geometry, a unique 3D printing method developed in the SCI-Arc Robot House with advisers Devyn Weiser and Peter Testa. This summer, the school had received a $100,000 gift from architect and SCI-Arc trustee Frank Gehry for the establishment of the institute's annual Gehry Prize. — bustler.net

 


the Archinect News: Frank Gehry establishes annual "Gehry Prize" for SCI-Arc

Frank Gehry establishes annual "Gehry Prize" for SCI-Arc


Gift Will Endow an Annual Prize to Recognize Outstanding SCI-Arc Graduate Thesis Projects
The Southern California Institute of Architecture (SCI-Arc) today announced it has received a transformative $100,000 gift from world-renowned architect and SCI-Arc trustee Frank Gehry, and his wife, Berta. The noteworthy contribution will go toward the establishment of the Gehry Prize, to be awarded annually to the best thesis projects selected by critics and jurors in the Graduate Thesis Weekend hosted in September.
SCI-Arc Director Eric Owen Moss suggested a quote from Thucydides which conveys the spirit in which the prize is given: “They were born never to live in peace and quiet themselves and to prevent the rest of the world from doing so.” He also praised the donors, after whom the graduate thesis prize will be named, for the generosity of the donation and its prestigious nature. “The entire school community, including students, faculty, staff, administration and board, is extremely appreciative of this extraordinary gift to SCI-Arc,” said Moss. “Thanks to this contribution, we can warranty that SCI-Arc’s advocacy for architecture as a rousing, speculative adventure will endure.” The first Gehry Prize will be awarded at the 2012 graduation ceremony held September 9, 2012.
A SCI-Arc trustee since 1990, Gehry has kept close ties with the school, attending lectures, reviews and special events, and having an active role in the evolution of the institute beginning with its 1972 founding. Gehry’s long-time commitment to SCI-Arc will also be celebrated at the school’s 40th anniversary reception forthcoming in April 2013.

24 Aralık 2012 Pazartesi

MERRY CHRISTMAS


WORKSHOP | See Pixel: Computational + Visual Processing 21-24 JAN @ ISTANBUL BILGI UNIVERSITY

This workshop concentrates on division of labor between computers and designers.Humans and machines perform differently for different types of calculations, and their respective capacities can be highlighted in regard to their respective natures. Instead of replicating each other’s functions, computational and visual calculation, in the case of drawing, can be used in harmony.
This workshop concentrates on coupling the eye of the drafter with a computational camera. The recording of the drawing process, once analyzed gives a narrative about the drawing sequence, and help extract layers of information along the act of drawing.  
Please check the link   
 http://seepixel.wordpress.com/

19 Aralık 2012 Çarşamba

BILGI UNIVERSITY DEPARTMENT OF ARCHITECTURE 2012 | 2013 BASIC DESIGN STUDIO NEW YEAR LANTERNS

Bilgi Üniversitesi Mimarlık Bölümü Basic Design 1. Sınıf Stüdyolarının her yeni yılda olduğu gibi bu yıl da ürettikleri deneysel yeni yıl fenerleri Santral İstanbul Kampüsünde ışık saçmaya devam ediyor. Geometri, malzeme ve detayın 50 cm / 150 cm aralığındaki yarıçaplı hacimler içerisinde tasarlanan, aydınlatma bilgisi ile birleştirilerek performatif bir tasarıma dönüşerek üretilen çalışmalar heyecan verici.  Çalışmaların tamamını görmek için sizi Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul Kampüsüne bekliyoruz ....







HESAPLAMALI TASARIM VE KOMPÜTASYON ÜZERİNE BİR DOSYA

Editörülüğünü Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) 'de Tasarım ve Kompütasyon Doktora Öğrencisi, olan Onur Yüce Gün'ün yaptığı, HESAPLAMALI TASARIM / TASARIM VE KOMPUTASYON  konuları üzerine yoğunlaşan ve TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi'nin yayınladığı dosya 29 günümüzde hesaplamalı tasarım üzerine hazırlanmış son dönemdeki en rafine çalışmalardan birisi  ve üstelik bu konularda sınırlı olarak edinebildiğimiz bir türkçe kaynak niteliğinde. Aşağıda  Onur Yüce Gün ve George Stiny ile Hesaplama ve Tasarım üzerine bir söyleşi ile Şebnem Yalınay Çinici'nin Computation|Çevirisi ve Anlaması Kolay Olmayan- Dil, Düşünce ve Mimarlık yazılarını okuyabilirsiniz. Bu güzel çalışma ve paylaşım için teşekkürler. Dosyanın tamamını okumak için lütfen buraya tıklayınız

GEORGE STINY İLE HESAPLAMA VE TASARIM ÜZERİNE AÇIK BİR SÖYLEŞİ


George Stiny, Prof. Dr. Tasarım ve Kompütasyon, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü 

Onur Yüce Gün, Tasarım ve Kompütasyon Doktora Öğrencisi, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü

Prof. Dr. George Stiny Massachusets Cambridge’deki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) Tasarım ve Kompütasyon Programı Öğretim Üyesi’dir. Los Angeles’taki Kaliforniya Üniversitesi’nde (UCLA) 16 yıl eğitim verdikten sonra 1996 yılında MIT Mimarlık Bölümü’ne katılmıştır. Şu anda Tasarım ve Kompütasyon Doktora Programı’nı yönetmektedir. MIT ve UCLA’deki eğitiminin ardından Mühendislik Doktorasını alan Stiny ayrıca Sydney Üniversitesi’nde, Royal College of Art’da (Londra) ve Açık Üniversite’de ders vermiştir. Biçim ve biçim gramerleri üzerine çalışmaları hem görme ve hesaplamayı birbiriyle ilişkilendiren kuramsal anlayışı hem de tasarım pratiği, eğitimi ve bilimindeki dikkat çekici uygulamaları ile tanınmıştır Biçim: Görmek ve Yapmak Hakkında Konuşmak (Shape: Talking about Seeing and Doing) (The MIT Press, 2006; ve www.stinyshape.org’da bulunabilir). Ayrıca Biçimin ve Biçim Gramerlerinin Resimsel ve Formel Yönleri (Pictorial and Formal Aspects of Shape and Shape Grammars) (Birkhäuser, 1975) ve (James Gips ile birlikte) Algoritmik Estetik: Fen Bilimlerinde Eleştiri ve Tasarım için Bilgisayar Modelleri (Algorithmic Aesthetics: Computer Models for Criticism and Design in the Arts) (University of California Press, 1978; ve www.algorithmicaesthe- tics.org) adlı eserlerin yazarıdır.
Bu sohbette George Stiny tasarımda en çok değer verdiği şey olan görmek üzerine görüşlerini açıklamaktadır. Gördüğümüz şeyler hakkında konuşma becerisi de tasarım için vazgeçilmezdir. Ancak Stiny’ye göre konuşmak sıradan bir süreç değildir; gördüğümüz şeylerin yorumlanması, değiştirilmesi ve hatta 
unutulmasını içerir. Kompütasyonun çift değişkenli doğası ve simgesel yapısı Stiny’nin biçimlerini ele almakta yetersiz kaldığından, kendisi kompütasyon yerine hesaplama hakkında konuşmayı tercih etmektedir. Tartışmamız geniş bir alanı kapsamakta ve he- saplama, kompütasyon ve bilgisayarların tasarımdaki rolü hakkında sağlam temelli anlayışlar geliştirmeyi amaçlamaktadır. Ancak sohbet Leonardo’nun süngerlerine, Duchamp’ın Çeşme’sine ve tanınmış MIT Tasarım ve Kompütasyon Grubu’na da uzanmak- tadır. Görüşme 21 Mayıs 2012’de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü Mimarlık Bölümü Cambridge, Massachusets, ABD’de gerçekleştirilmiştir.

Onur Yüce Gün: Tasarım ile kompütasyon arasındaki ilişki nedir veya ne olmalıdır?
George Stiny: Ben kompütasyon yerine tasarım ve hesaplama arasındaki ilişki üzerine düşünmeyi tercih ediyorum. “Hesaplama”yı tercih etmemin sebebi onun ayaklarının çok daha yere basar ol- ması. Kulağa oldukça sıradan geliyor, bu yüzden sanat ve tasarımla ilgili bir işe yaraması muhtemelen şaşırtıcı oluyordur. 
Onur: O halde, özellikle tasarımla ilişkileri yönünden, kompütasyon ile hesaplama arasındaki fark nedir?
George: “Kompütasyon” kelimesini, benim genellikle sorduğum ve cevapladığım sorulardan biraz farklı bir alanda kalan bilgisayar kullanımı alanında bırakmayı tercih ediyorum. Bence tasarım ile hesaplama arasındaki ilişki eşitliktir (tasarım = hesaplama, design = calculating). Bunu söylememin iki nedeni var: birincisi, bence tasarım yaptığınızda aslında bilerek ya da bilmeyerek gör- sel bir yolla hesaplama yaparsınız ve, en azından benim çalışmalarımın çoğunda, merkezi konu hesaplamanın tasarımı ne şekilde içerdiğidir. Bence insanlar tasarımı alışılmış anlamda hesaplamaya indirgediğinde bu formül çöker. Bu da tasarımın ve dolayısıyla hesaplamanın da değerini düşürür. 
Onur: O halde genel kanının tersine, hesaplamayı, tasarıma destek veren ikincil bir öğe olarak tanımlamak pek de doğru olmuyor. 
George: Hesaplama gerçekten de tasarımı içerecek şekilde genişletilebilirse, ki bence genişletilebilir, o zaman 
tasarım=hesaplama 

formülünü diğer yönde çalıştırır. Bu durumda soru “hesaplama yaparak tasarım hakkında ne öğreniyorsun?” olur. Belirli stiller ya da tasarımlar seçebilirsiniz; kuralların nasıl değiştiğini araştırabilirsiniz. Daha sonra tasarımlara geri dönüp onları değiştirmek için farklı kurallar kullanabilirsiniz. Süreç oldukça dinamik, açık uçlu bir hal alır. Fakat bu tamamen hesaplamanın sanat ve tasarıma yer verecek kadar cömert hale getirilmesine bağlıdır. Bunu ne kadar vurgulasam az, çünkü bu tasarımı hesaplamaya uydurmak değil, tam tersidir: sonuçta hesaplama normalde olduğundan çok daha fazlası haline gelir.
Onur: Anladığım kadarıyla “tasarım = hesaplama” formülünü kullandığınızda hesaplamanın anlamını ve potansiyelini genişletiyorsunuz. Kitabınız “Biçim”de (www.stinyshape.org) bu eşitliğe sıklıkla rastlıyoruz. Kitaptaki bölümlerden birinin başlığı “Bunu Görsel Yapan Nedir? (What Makes It Visual?)” (Stiny, 61). Bu soruyu açabilir misiniz?
George: Öncelikle “Bunu (Hesaplamayı) Görsel Yapan Nedir? (What Makes It (Calculating) Visual?)” başlığı tüm girişimin merkezindeki meseleyi ifade ediyor. Tasarımın görsel bir şekilde ya- pılabileceğini gösterirseniz tasarım ile hesaplama arasındaki ilişki hakkında az önce sorduğum soruyu cevaplamış olursunuz. Görsel hesaplama ile 
sıradan hesaplama arasında bir fark olduğunu görebilmek için önce sıradan hesaplamaya bakmalısınız. Oradaki klasik model Turing makinesi, ya da belki dilbilimdeki gramer ya da sözdizimidir. Aslında bu simgelerle oynama (ve işleme) ile ilgilidir. Simgeler küçük taşlar ya da ayrık bileşenler gibi davranırlar; yerlerini değiştirebilir, üzerlerine renk koyabilir ve benzeri şeyler yapabilirsiniz. Fakat bir araya geldiklerinde orijinal kimliklerini korurlar, yani bir aradayken bağımsızdırlar. Bir simge daima bir simgedir! 
Bence Turing makineleri aslında hesaplamaya dair modellerden sadece biridir. Mantıktan yola çıktıkları için doğru ve yanlış ya da sıfırlar ve birlerden oluşan sistemlerle ayrık türden varlıklarla uğraşırlar. Turing’in görsel, sanatsal girişimden çıkan, sıfırlar ve birlerden hesaplama makinesi için kullandığı ayrık matematikten oldukça farklı bir şey gerektiren alternatif bir hesaplama türüne kucak açması beni şaşırtmazdı. 
Bu sadece bir genellemedir. Oldukça doğal, he- saplamayı açarak sanat ve tasarımı kapsamasını sağlayan bir genellemedir,belirsizliğe, şeylerin değişmesine, başlamak için kelime haznesi ya da simgelerin olmamasına yol verir. Görsel anlam- da hesaplama (bir) kelime haznesine dayanmaz. İlkelleri, atomları, simgeleri ya da birimleri yoktur. Bunlar hesaplama sürecinde evrilirler, başlangıçta yoklardır. Görsel hesaplama yaparak gördüğünüz her şeyin hesaplama sürecine girmesine izin verirsiniz ve bu Turing makinesi gibi ayrık bir süreçte olan bitenden oldukça farklıdır. 

Bu heyecanlı şöyleşinin Devamı için lütfen buraya tıklayınız

COMPUTATION | ÇEVİRİSİ VE ANLAMASI KOLAY OLMAYAN- DİL, DÜŞÜNCE VE MİMARLIK


Şebnem Yalınay Çinici, Doç.Dr., İstanbul Bilgi Üniversitesi, Mimarlık Bölümü



Kelimeler zaman içinde bünyelerinde katmanlaşa- rak oluşan bilgiyi de içlerinde taşırlar. Kelimelerin etimolojik kökenlerine indikçe çoğunlukla bildiğimiz anlamların ötesinde farklı anlamları içinde taşıdığını keşfederiz. Hatta bazen çok tanıdık olduğunu düşündüğümüz sözcüklerin yabancılaşabildiğine tanık oluruz. Dil ve düşünce arasındaki hem birbirini vareden hem de bilgiyle ilişkimizi kurmamızı sağlayan bir çeşit varolma halimizdir bu. Mimarlık alanında hesaplama veya bilgi-işlem olarak çevirmeye çalıştığımız ama iki kelimenin de tam olarak karşılayamadığı computation kelimesi de böyle bir durumu içinde taşıyor diye düşünüyorum. Yani bir taraftan devamlı kullandığımız için bildiğimizi ve hakim olduğumuzu düşündüğümüz bu kelimeye biraz daha yakından bakmaya başladığımızda o kadar da tanıdık olmadığını görürüz. Zaten kelimenin ne demek olduğunun çok da hızlı dile gelememesi, içinde farklı anlam katmanlarını da taşıdığının işareti gibi. Sözcüğü bir de tasarımla ilişkisinde ele alma- ya çalıştığımızda konu biraz daha zorlaşır. Çünkü tasarım da zaten doğası itibariyle tanımı zor bir kelime ve iş. Kesin bir tanım ve açıklama ile ifade edilmesi pek mümkün olmamakta. Bu, tasarımın hep belirsiz olanla ilişkide varlığını sürdürmesinden kaynaklanmakta. Dolayısıyla computation ve tasarım kelimeleri biraraya gelmeye başladığında 
öncelikle bu iki kelimenin beraber ne demek olduğunu anlamaya girişmek hem biraz kaçınılmaz hem de işin aslında heyecan verici, keşfe açık yönünü oluşturmakta. Yani kelimenin çok kolay anlaşılamıyor olması aslında konu üzerine süregelmekte olan düşünme ve üretme enerjisinin de kaynağı gibi. 
Computation kelimesinin zaman içinde günümüze geldiği noktada evrildiği hali anlamak için etimolojik kökenine baktığımızda Latince computare’den geldiğini görürüz.1 Kökündeki ‘com’ beraber, ile (with) anlamına gelirken ‘pu- tare’ ise açıklığa kavuşturmak (clear up), yerli yerine oturtmak (settle), hesaba katmak/hesaplaş- mak (reckon) anlamlarına gelir; yani computare hepsini beraber açıklığa kavuşturmak, yerli yerine oturtmak ve hesaba katmak anlamlarına gelmektedir.2 Computation kelime olarak 15.yy’da ilk kez kullanılmıştır.3 Yani henüz bilgisayarın olmadığı bir zamanda. Dolayısıyla kelime bilgisayar teknolojilerinin gelişmesiyle kullanıma girmiş yeni bir sözcük değildir. Antik Roma döneminden itibaren süregelen hem aritmetik sayma ve hesaplama hem de sayılarla olmayan bir hesaba katma, açıklığa kavuşturma anlamlarını aynı anda içinde barındırır. Ama modern bilim ve teknolojinin dünyayı anlama yöntemlerinin yarattığı alışkanlık dolayısıyla kategorilerle düşünmeye yatkın aklımız computation kelimesini sayısal ve matematiksel çağrışımlarıyla ele almayı tercih eder.4 Peki matematik kelimesi tam olarak ne demektir? Matematik sözcüğünü de etimolojik olarak zaman içinde geriye doğru takip ettiğimizde benzer bir tanıdık olmayan anlam ile karşılaşırız. Matematik, antik Yunanca’daki ta mathemata sözcüğünden gelmektedir.5 Kelime aynı zamanda hem öğrenilebilir hem de öğretilebilir olan demek.6 Kelimeyi oluşturan manthanein öğrenmek anlamına gelirken, mathesis ise öğretmek anlamına gelir; yani aynı anda hem öğrenebilmek hem de öğretebilmek durumudur kelimenin en altında yatan.7 Yani düşünme alışkanlıklarımızın hızlıca aklımıza getirdiği sayılar ve işlemlerle kurduğu ilişkide değil matematik sözcüğünün kökünü oluşturan anlamı. Anlamanın, öğrenmenin farklı bir boyutuna dikkat çekiyor öğrenilebilir ve öğretilebilir olanı temel anlam olarak içinde barındırırken. Ama burada bahsedilen öğretilebilir ve öğrenilebilir olan ise bitkinin bitkiliği, ağacın ağaçlığı gibi bir bilme durumu. Aslında kişide bilgi olarak varolduğu düşünülen ve öğretmenin öğrenmeyi de kapsadığı bir hatırlama halini ifade eden bir kelime. Yani birşeyle ilgili değil de ona bir anlamda içkin olanın tekrar farkına varma durumunu anlatan bir sözcük. Matematik, Türkçe’ye de aynen aktarılan bir kelime olduğu için bu bilgi kendi dilimiz için de geçerli diye düşünebiliriz. Ama computation kelimesi maalesef aynı rahatlıkta dilimize çevrilememekte. Bu bir taraftan kelimeden kaynaklanmakta ama diğer taraftan çevirinin düşünceyi de aktarma sorumluluğu gereği bu zorluk çıkmakta diye düşünüyorum. 




Bu güzel yazının Devamı için 





lütfen buraya tıklayınız

17 Ekim 2012 Çarşamba

DENEYSEL MİMARLIK ÜZERİNE

Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nden Arş.Gör.İrem KÜÇÜK ile deneysel mimarlık üzerine yapılan söyleşi


İrem Küçük :  Sizce deneyselliğin mimarlık ortamında katkısı ve önemi nedir?


Salih Küçüktuna: Deneyselliği aslında birkaç yönüyle ele aldığımızı düşünüyorum. Öncelikle tasarım eğitiminde sürecin yeniden programlanması, denenmesi ve bunun sonucunda da deneyimlerle geliştirilmesi aşamalarının yeniden ve yenilenerek üretilmesi ve özellikle eğitimin erken dönemini kapsayan süreçte metodik olarak tasarım eğitimi pratiğindeki uygulamaların, bu araştırmalar ve sonuçlarının sürece katkıda bulunmasını sağlar nitelikte olması önemli. Ancak, deneysel olmanın mimarlık ortamına katkısını her zaman fayda üzerinden de görmemek lazım. Deney önceden sonuçları kestirilebilen ancak kesin sonuçları ancak çok fazla çalışma yaparak aldığınız bir üretim biçimidir ve bu deneyler sırasında çokça da istenmedik sonuçlar doğabilir ve bu yüzden çıktılar anlamında baktığınızda sürekli ve kesintisiz ve bol miktarda sonuç elde edersiniz bu sonuçların hepsini başarılı veya faydalı gibi görmek çok doğru olmaz bu sonuçlar beklenmedik sonuçlar değildir ve bu yüzden önemi tartışılmaz diye düşünüyorum. Zaten özellikle akademik ortamlar da bir ar-ge kurumu değil midir?

İrem Küçük : Deneyselliğin mimarlık söylemlerinizdeki ve/veya uygulamalarınızdaki yeri nedir?

Salih Küçüktuna: Deneyselliğin akademik ve profesyonel anlamda her iki alanında da uygulamalarını yapıyoruz yaklaşımlar biraz farklı aslında birbirinden karşılıklı olarak beslendiklerini söylemeliyim profesyonel anlamda uygulamalarda aynı zamanda mimari ölçekte yerleştirmeler yapan sanatçıların işlerinden ve deneylerinden daha çok faydalanıyoruz , sanatçıların işleri benim açımdan henüz çözümlenmemiş yeni bir mimarlık dilinin ipuçlarını veriyor sizin mimar olarak sanatta gördüğünüz bu ipuçlarını birleştirme beceriniz yaptığınız işlerde kendini daha iyi gösteriyor. Akademik ortamda ise farklı bir enerji var öğrencilerle çalışmak onların enerjisiyle üretmek ve mimarlık eğitiminin gidebileceği sınırları görmek farklı bir deneyim biçimi, çok ilham verici bu iki ilişkiyi canlı tutabildiğiniz sürece içinde bulunduğunuz zamanı anlama yetinizi geliştiriyorsunuz.

İrem Küçük : Sizce Türkiye’deki ve dünyadaki güncel mimarlık çalışmalarından hangi örnekler deneysel olarak kabul edilebilir? Bu örnekleri deneysel yapan kriterler nelerdir?

Salih Küçüktuna: Bu sorunun tek bir cevabı yok, mimarlık bazı rollerini artık diğer disiplinlere çoktan kaptırdı herşey biraz daha uzmanlık gerektirirken diğer yandan multi-disipliner bir yapıya büründü çeşitli arakesitlerde çok farklı disiplinlerle çok deneysel işler yapma şansınız var sadece mimarlık adı altında bir üretim yapma biçimi bence geçtiğimiz özellikle son 10-15 yıl içerisinde biraz eski moda kaldı salt mimarlık bakış açısıyla ve paradigmalarıyla yola çıktığınız zaman eninde sonunda kendinizi bir nevi titanic metaforu icinde bulup her seferinde de modernizm buzdağına çarpıyorsunuz, içinde olduğumuz gemi ne o kadar güvenli, ne de o kadar da güvenli sularda değiliz artık. Bu yüzden farklı bakış açıları geliştirmek ve rotayı biraz çevirmenin sakıncası yok diye düşünüyorum. Bu son 10 yılı aşkın sure zarfında tasarımda sanal-gerçek tartışmaları ortadan kalktı bugün artık herkes dijital ortamda üretilen tasarımın sanal mi gerçek mi olduğu gibi faydasız bir tartışmaya girmiyor. Tasarım üretimi ve üretim metodlarının ve farklı disiplinlerin bu sürece dahil edilmesinin tasarımın düşünce aşamasından üretim aşamasına kadar giden aşamaların aralarındaki mesafelerin neredeyse kalktığı bir dijital üretim çağındayız artık. Zanaatin yeniden yeni anlamıyla yeni araçlar ve bunları kullanabilen azımsanmayacak genç bir nesille yeniden yükselişini izliyoruz. Kişiselleştirme ve paylaşım gibi disiplinler arası çalışmayı zorunlu kılan ve ayni zamanda bireyselleşmeyi öven bir çağ, tasarımda tam bir özgürlük çağı ! Bildiklerimizi tekrar gözden geçirdiğimiz ve bilginin düşünmek ve yazmanın ötesinde çeşitli ve pek de alışık olmadığımız araçlarla üretilerek de sunulduğu bir Aktif-Çağ’a giriyoruz.

İrem Küçük : Türkiye’de deneysel mimarlığa gereken önemin verildiğini düşünüyor musunuz?

Salih Küçüktuna: Tabii ki düşünmüyorum bu soruyu hangi ülkede kime sorarsanız sorun aynı cevabı alırsınız, deneyselliği eğer klasik eğitim sisteminin karşısına bir meydan okuma gibi koyarsanız bir sonuç almanızın imkanı yok destekten çok olumsuz eleştiri ile karşılaşırsınız çünkü bugün deneysellik günümüz klasik eğitimine bir tehdit gibi algılanabiliyor her yeni yaklaşım biçimi önce bir şüpheyle karşılanır çünkü çok köklü ve gelenek haline gelmiş bazı düşünce biçimlerini ve dogmaları şekil anlamında reddediyor gibi görünebilirsiniz. ne yaptığınızı ve neden yaptığınızı doğru anlatmak zorundasınız bu yüzden metod üzerinden ve doğru bilgiyle temellendirilmiş yaklaşımlar geliştirmelisiniz. Zaten deneysel olmak pragmatik olmaktan çok farklıdır, metod ve yöntem üzerinden ilerler , anlatacak birşeyiniz yoksa sizi dinleyecek birilerinin de olmasını beklememelisiniz.

İrem Küçük :Mimarlık medyasında deneysel mimarlık sizce yeteri kadar yer alıyor mu?

Salih Küçüktuna: Mimarlık medyasını iki yönüyle ele almak lazım birincisi çok klişe anlamıyla katalog mimarlığı yani mimari işlerin anlatıldığı mimarlık magazinleri ben bu tip magazinleri hiç takip etmiyorum ve faydalı da bulmuyorum içerikten yoksun sadece biçimle ilgilenen ve mimarları da izleyici durumuna düşüren bir yapıları var bir medya arayüzü aracılığıyla olan biteni izliyorsunuz sadece arada bir göz atmanızın sakıncası yok elbette.Mimarlığı kimin için ve ne için yapıyorsunuz işte bu sorunuzun karşılığı olarak hangi medyayı nasıl takip ettiğiniz de bir anlamda ortaya çıkıyor tabii ki medya da yaşayan birşey ve o da sizi takip ediyor. Diğer yönü ise gerçekten mimarlık ve mimarlık ile ilişkili olan biteni takip eden literatürü takip eden  ilişkiler kurmanızı sağlayan ve bunu sizinle paylaşan tarafı bence bu tip mimarlık medyası yeni ve deneysel olana çok açık, izleyicisi ve popülerliği daha az olabilir ama sizin bulup takip etmeniz için orada bir yerlerdeler. Medyayı görünülürlüğünüzü arttırmak için mi yoksa paylaşmak için mi kullandığınız bazen içinden çıkılmaz bir hal alabilir bence medya konusunda rahat olmak lazım sosyal medya zaten herşeyi daha da özgürleştirdi . Bu yüzden eğer gerçekten özgün deneysel işler yapıyorsanız medya bunu bir şekilde sahipleniyor. yeterince yer alıyor mu yerine acaba yeterince deneysel iş yapılıyor mu sorusunu da sormak lazım. 

ISTANBUL TASARIM BIENALI | KUSURLULUK HALLERI | INSTANCES OF PERFECTION SERGI | EXHIBITION

BILGİ ÜNİVERSİTESİ 10.10.2012-12.12.2012

AVŞAR GÜRPINAR, BENAY GÜRSOY,BURCU KÜTÜKÇÜOĞLU, DENİZ MANİSALI, ELİF ERDOĞAN, İDİL ERKOL, İDİL KARABABA, SALİH KÜÇÜKTUNA, ŞEBNEM YALINAY ÇİNİCİ, TUĞRUL YAZAR

Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesinin birinci sınıf Temel Tasarım II / Basic Design II dersi final çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen Farkedilmemiş Sistemler: Materyal Davranışlar projesi ''Mükemmel Olmama Hali'' diye çevirmeyi tercih ettiğimiz ''imperfection'' teması üzerinden tartışmaya açılabilir diye düşünüyoruz. Tema ile doğrudan bir ilişki kurmak üzere ele alınmamış olsa da sürecin malzeme, tasarım, üretim ve geometri ile kurdurmayı hedeflediği ilişki, hata yapmanın nasıl bir değere dönüşebileceğini yapılan iş üzerinden geliştirme amacındadır. Bu proje, ilişkisel tasarıma dayanan 1:1 sistemlerin oluşturulması ve kurulumunda , tasarım, malzeme ve süreçlere dair mükemmel ol(a)mama halleri ile başa çıkma stratejilerine dair bir çalışma ortamı koymaktadır. Öncelikle sorgulamak için malzeme seçme, daha sonra seçilen malzemenin taşıma ve açıklık geçme davranıı/performansı üzerinden elde edilen bilgilerle 12m2'lik 2.20-2.50cm yüksekliğinde materyal-sistemleri kurma olarak özetlenebilir. Buradaki materyal-sistem seçilen malzemenin bildik tarif ve tanımların ötesinde biraz da yamuk olmayı göze alarak kendine has özelliklerini tasarlanmış bir ilişkisel sistem olarak açığa çıkarma derdini hedefe koyar. Burada sistemin gereksindiği ilişkilerin tanımlı olma zorunluluğu, malzemenin yeterlilikleri ve/veya yetersizlikleri ile biraz yamulmaya, biraz da şeklini almaya başlar. Temel hedef öğrencinin mükemmel olma halini değil de mükemmel olmama halinin malzemenin daha önce keşfedilmemiş ama sahip olduğu potansiyelleri açığa çıkarmada nasıl ele alınabileceğini tasarlamaya cesaretlendirmektedir.






15 Ekim 2012 Pazartesi

STUDIO 5 | INSPIRATIONAL : THE ROAD TO THE BIGGEST JUMP


an excellent timeline ; 

We are about to attend the historic event of one of the most extreme feats so far attempted by the man since he started to fly. The Red Bull Stratos project with the parachutist Felix Baumgartner as the protagonist, is about to break a record that remained unbroken more than 50 years. 

No dubts that the good training, a highly professional aproach, a well prepared team and the support of a sponsor with almost unlimited resources can make a difference to the success of such effort. But still, such an enterprise would not even be possible without the contribution of his predecessors in the attempt.

Through this timeline, we want to pay tribute to those men and women who contributed in one way or another to pave the way that led to one of the greatest challenges still to be achieved: the stratospheric jump.

see presentation http://stratocat.com.ar/timeline/big_jump_timeline.htm











25 Haziran 2012 Pazartesi

PARAMETRIC CAMP | ISTANBUL JUNE 25-29



ParametricCamp Tour 2012

ParametricCamp is a five-day intensive workshop on parametric design and advanced computational techniques, focusing on creativity in design and architecture. It is a unique event in computational design, oriented to bring participants a deep insight into the fundamental concepts and techniques of parametric thinking, algorithmic processes and generative modeling.

In ParametricCamp we gather students and professional from different fields to debate, interexchange ideas and collaborate in projects researching the relation between algorithmic thinking processes and architecture, graphic, industrial and product design.

ParametricCamp is back on Tour this summer, and will be visiting the following destinations:

PARIS, June 4-8
MILAN, June 11-15
BERLIN, June 18-22
ISTANBUL, June 25-29
MADRID, July 2-6
SEVILLE, July 9-13
MALAGA, July 16-20
GRANADA, July 23-27

Registration is now open, with reduced inscription fees for students and our own Scholarship Program.

More information at http://www.parametriccamp.com/en or www.facebook.com/ParametricCamp


29 Mayıs 2012 Salı

LISE + Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi | Liselere Yönelik Tasarım Atölyesi



Istanbul Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi tarafından düzenlenen Lise+ programı, halen lise ögretimini sürdürmekte olan ve gelecekte mimar, iç mimar veya endüstri ürünleri tasarımcısı olmayı planlayan ögrencilere bu bölümlerde okumanın ve tasarım gelenegine baglı bir meslege sahip olmanın ne demek oldugunu kısaca deneyimletmeyi amaçlayan bir yaz okulu. 18-22 Haziran tarihleri arasında gerçeklestirilecek
olan bu program dahilinde Mimarlık Fakültesi ögretim elemanları, mimarlık-iç mimarlık-endüstri ürünleri tasarımı alanlarına karsılık gelen örtü – yüzey – oyun baslıklı üç ayrı atölye yürütecek. Tasarım merkezli mesleklerin yaparak ögrenme geleneginden yola çıkan atölyelerde üretilen ürünler Istanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampusü’nde sergilenecek. Bu atölyeler örtü – yüzey – oyun kavramlarının arastırılıp tartısılacagı Istanbul gezileriyle desteklenecek. Atölye ve geziler sırasında ögrencilerin eskiz yoluyla gözlemleme ve tasarlama becerilerinin de gelistirilmesi üzerinde durulacak. Lise + kontenjanı, her bölüm için 10 kisi, toplam 30 kisiyle sınırlı oldugu için 8 Haziran 2012 tarihine kadar http://lisearti.bilgi.edu.tr adresinden ulasabileceginiz basvuru formunu doldurup lisearti@bilgi.edu.tr adresine göndermeniz gerekiyor. Degerlendirme sonuçlarını 12 Haziran 2012 tarihinde web sitesinde ilan edecegiz. Sizleri aramızda görmek dilegiyle..

SEBNEM YALINAY ÇINICI
TUGRUL YAZAR
SALIH KÜÇÜKTUNA
ELIF SIMGE FETTAHOGLU
IDIL KARABABA
CAN ALTAY
ELIF ERDOGAN
ALI ONAT TÜRKER
NEDIM KEMER
BENAY GÜRSOY
AVSAR GÜRPINAR
IDIL ERKOL

4 Mayıs 2012 Cuma

bi'sürü Workshop - Zamanın Çivisi Çıktı! 12-13 Mayıs YTU


bi'sürü 12-13 Mayıs 2012 tarihlerinde Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde "Zamanın Çivisi Çıktı" başlıklı workshop düzenliyor. 

Yürütücüler: 
Salih Küçüktuna 
Onur Sağkan 

Mert Eyiler 
Hülya Ertaş 
Alper Derinboğaz 




9 Mart 2012 Cuma

Cradle by Ball-Nogues Studio / Santa Monica, CA 2010

Photography by Salih Kucuktuna

Commissioned by the City of Santa Monica, Cradle is situated on the exterior wall of a parking structure at a shopping mall – originally designed by Frank Gehry. The site is near the beach, and is heavily trafficked by tourists on foot and in automobiles. An aggregation of mirror polished stainless steel spheres, the sculpture functions structurally like an enormous Newton’s Cradle - the ubiquitous toy found on the desktops of corporate executives in Hollywood films. Each ball is suspended by a cable from a point on the wall and locked in position by a combination of gravity and neighboring balls. The whole array reflects distorted images of passersby.

Aside from the Newton’s Cradle reference, we wanted the overall shape to elicit things that we thought might be slightly provocative when inserted into the glitzy Santa Monica urban landscape. On one hand the installation resembles a big banana hammock (the type worn by unashamed men at the beach) and on the other it suggests the female reproductive system. Sometimes we think of it as a giant fly eye with hundreds of little lenses and at others its like sea foam or coral. Sometimes it resembles an urban scaled wall sconce and at others, a kind of imaginary awning for an invisible storefront. Regardless of what it looks like, it was an opportunity to develop a new kind of building system.

Cradle is as much a sculpture as it is an approach to making experimental structure in the post-digital era. We were interested in exploring ways of producing large scaled self-organizing structures. Cradle is comprised of an “informal” arrangement of parts; the relationship between each cannot be accurately modeled with digital software. The work is, however, an outgrowth of digital technology.

A key technical concept for Cradle is “sphere packing” – the phenomenon where multiple balls squeezed together and self organize under the effect of gravity, a process we could only approximate, at best, using computer modeling. Software was useful for visualizing Cradle and for designing the overall shape of the formwork used to make it but not for predicting where the spheres positioned themselves in the physical world.

The fabrication process was a bit like the process of slip casting ceramics except instead of pouring ceramic slip into a mold we “poured” hundreds of spheres. To our knowledge, this was the first time this technique has been used.

Principals in Charge: Benjamin Ball and Gaston Nogues

Project Manager and Lead Fabricator: James Jones

Custom Software Design: Ayodh Kamath

Project Team: Benjamin Jennett, Rachel Shillander, Alison Kung, Daniel Morrison, Jielu Lu, Amador Saucedo, Ron Shvartsman, Lawerance Shanks, Norma Silva, Andrew Lyon, Tim Peeters, Will Trossell

Structural Engineer: Buro Happold, Los Angeles. Matthew Melnyk


PROCESS